Workhaus Maslak, Büyükdere Cad. Nurol Plaza No:255 D:21/A, 34450 İstanbul

EGZEMA

23.08.2020
2.551
EGZEMA

Bu yazı daha önce  Pınar GOGULAN Kişisel Blog adresinde yayınlanmıştır.

Büyük harflerle yazdı tahtaya:

‘E-G-Z-E-M-A : CONFLICT OF SEPERATION’ – Repair phase

‘Ayrılık çatışması’ – Tamir fazı

Bir nevi ayrılık kaygısı da denebilir…

Önce bir şey anlam ifade etmedi Renaud’nun sözleri. Sonra kendisi için en ‘çarpıcı’ vaka örneğini verdi…

Bir bebek… 4,5-5 aylık. Bütün vücudu egzemayla kaplı.. Uyku uyuyamıyor. Vücudundaki kırmızı lekelerden tek göze çarpan maviş gözleri. Anne ve babası onlarca cilt doktoru geziyor. Her ilacı ve her yolu deniyorlar. Olmuyor… İyileşmiyor… Uykusuz geceler, sabaha kadar acıdan ve kaşıntıdan sürekli ağlayan bebekleri, çaresizlikten ne yapacağını bilemeyen anne, baba…

Recall Healing’i öneriyor gittikleri bir doktor. Bir de onu deneyelim diyorlar, ‘Ne kaybederiz ki?’

Renaud’nun ofisinden giriyorlar. Renaud çocuğa bakıyor… Kaç aylık diye soruyor? Cevabı alır almaz, anneye dönüyor ve ekliyor:

‘Hamileliğinin 16. Haftasında çok üzülmüşsün, bu boşanmadan veya ayrılıktan dolayı yaşanan bir üzüntü…Derin bir üzüntü yaşamışsın o dönemde… Ne oldu anlat bakalım…’

Bu soruyla şaşkınlığını saklayamayan anne göz yaşları akarken anlatmaya başlamıştı… Hamileliğinin 16. Haftasında gerçekten derin bir üzüntü yaşamıştı. Eşiyle büyük bir kavga etmiş ve ilk defa boşanmayı düşünmüştü, hamileliği ilerlemişti, bebeği de aldıramazdı, çaresizdi, eşyalarını topladı bütün gün, kararlıydı, ailesinin yanına gidecekti… Ailesinin onaylamadığı bir evlilik yapmıştı… Karşılarına çıkmak da istemiyordu…Bütün gün ağladı… Kocasını çok seviyordu ama çok kırılmıştı… Boşanmayı ve sonrasını düşündü bütün gün… O gece de sabaha kadar ağladı…

Sabah olduğunda kocası özür dilemişti… Evde barış imzalandı… Ama annenin 24 saat boyunca yaşadığı ayrılık çatışması, o iç çatışma, o çaresizlik ve derin üzüntü anne karnında bebeğin bilinçaltına kaydolmuştu… Ve doğduktan 4 ay sonra da bedeninde egzema olarak tezahür etmişti.

Anne ağlayarak hikayeyi anlatırken, bebekleri de yanındaydı. Anne anlattıktan sonra bebek uykuya daldı. Günlerdir ilk kez gözlerini kapatıp uyuyakalmıştı bebek…

‘Peki şimdi ne olacak?; diye sordu anne. ‘Hiç bir şey, yapılması gerekeni yaptık zaten, o seni duydu. Otomotik beyni bu kaydı sisteminden atacak şimdi… 3-4 güne hiç bir şeyi kalmaz diye cevap verdi’ Renaud.

Bebek ertesi günü sabaha kadar uyumuştu deliksiz. 2-3 gün içinde de gerçekten bütün vücudu egzemalardan özgürleşmişti. Cildi tertemizdi…

Bu hikayeyi dinlerken benim de boncuk boncuk gözlerimden yaşlar akıyordu… Büyük oğlum Demir’in 1 yaşından beri alerjik egzemaları vardı. Önceleri küçük küçük başladı. Sonra eklem bölgelerine yayıldı. Sonra kızarıklık ve kabarıklıklar giderek arttı. Zaman zaman kanadığı da oluyordu agresifleştiğinde. Kortizonlu krem kullandık senelerce. Hafif düzelse de kesin çözüm olamıyordu ilaçlar…

Renaud bu güzel bebeğin hikayesini anlattığında sahne sahne Demir’e hamileliğim ve doğumu sonrası yaşanılanlar geldi…

Demir’e hamileliğimin 12. haftasında sevdiğim terfi etti ve çalıştığı şirket pozisyonun Head Office’de New York’da olduğunu söyledi. Bu bizim için çok büyük bir karardı. New York’a giderken Londra’daki pozisyonunu bırakmak durumundaydı. Bu tüm ailemizden, herkesten uzak olmak, onlardan ayrılmak demekti… Pozisyon ve teklif o kadar cazipti ki kabul edecekti, ve etti…

Londra’daki evimizi, ailemizi her şeyimizi bırakıp New York’a gittik. Hamileleiğim çok keyifli geçti. Ancak doğuma 1 ay kala Amerika’da 2009 krizi şaha kalktı. Şirket personelinin yüzde ellisi işten çıkarıldı. Eşimin pozisyonuna dokunamadılar. Oldukça şirket için kritik bir rolü vardı. Ancak şu şartı koştular, Londra’daki ofise geri dönmek.

Londra’dan New York’a taşınırken evimizi, eşyalarımızı, her şeyimizi satmıştık… Nasılsa ABD’de yeni bir hayat kuracaktık… Düşünsenize, bebeğimiz daha doğmadan bizi ‘evsiz’ kalma stresi sardı.

Demir doğdu ve tam dört haftalık oldu. Çareyi bahar ve yaz dönemini Türkiye’ye gelmekte bulduk. Eşim Londra’daki pozisyonuna geri dönecekti, biz Demir’le Türkiye’de babamın evindeyken, o da bize Londra’da yeni bir ev bulacaktı… Bu süreç 6 ay sürdü. 6 ay boyunca biz her pazar ayrıldık… Haftaiçi Londra’daydı… Bazı hafta sonları yanımıza geliyordu. Ağlamaktan içim çıkacak sanırdım onu uğurlarken hava alanına. Yeni bebeğimiz olmuştu ve eşime en çok ihtiyaç duyduğum dönemdi… Hele o… Onun durumu bizden daha kötüydü… O hem karısını hem de yeni doğan bebeğini bırakıyordu her hafta… Bazen 2 hafta üst üste gelemiyordu… Çok özlüyordu… O 6 ayı her gün ağlayarak geçirmiştim…

Bunları hatırladığımda o sümüklü halimle ders arasında Renaud’nun yanına koştum… Heyecanla ona anlattım bulduğum bağlantıyı ve şöyle ekledim ‘Türkiye’ye döner dönmez Demir’le çalışacağım!’

‘Hadi ama Pınar! Sen regresyon terapistisin! Bundan daha iyisini yapabilirsin, biliyorsun!’ dedi gülerek Gilbert…

‘Anlamadım, nasıl?’ diye sordum

‘Pınar! Ruhuyla konuş!’ diye gülümsedi bıyık altından…

‘Aman Allah’ım, Gilbert! Ben bunu nasıl düşünemedim ‘ diye çığlık attığımı hatırlıyorum…

Her akşam anatomi kitaplarımın içinde kaybolduğum otel odama geldim… Demir’in resmini aldım elime… Sanki karşımdaymış gibi anlatmaya başladım… O dönemi… Yaşadıklarımızı… O stresli günlerin benim ve babası üzerindeki etkilerini…

Ve şöyle bitirdim cümleyi:

‘Canım oğlum! O travmaların, o üzüntülerin, kaygıların, ayrı gayrı düşmelerin stresi, üzüntüsü ve sıkıntısı bize aitti! Onların hiç biri sana ait değil! Ve biz onların hepsini yaşamak zorundaydık. Çünkü o yaşadıklarımız bize çok şey öğretti, bizi birbirimize daha da kenetledi. Ve bizi şu an en çok senin mutluluğun ve sağlıklı olman mutlu eder… O yüzden tüm bu egzemalardan özgürleşebilirsin artık.’

8 gün daha Polonya’daydım. Her gün telefonda konuştuğum eşime de heyecanla kurduğum bağlantıları anlatıyordum. Ona da Demir’e kendi cephesinden o dönemi ve yaşadıklarımızı anlatmasını istedim… Çok anlam veremedi sebebine ama yaptı… Benim dönmeme bir gün kala onu yatırırken, uzun uzun anlattı…

Uçaktan indim… Saat 22.30 sıralarıydı… Öyle heyecanlıydım ki… Bogdan alana geldi beni almaya… Bir an önce eve varmak ve Demir’in eklem yerlerini kontrol etmek istiyordum…

40 dakikalık yol bitmek bilmedi… Arabayı park ettik… Valizi, çantayı her şeyi arabada bıraktım… hızla koştum eve…Kapıyı annem açtı… ‘Anne dur’ dedim, ‘sarılma bana hemen geliyorum…’ Hızla merdivenleri tırmandım… Çocuklarımın odasına girdim. Telefonumun lambasını yaktım. Demir’in yatağına koştum… Derin uykudaydı…

Yorganı kaldırdım…

Uzun pijamalarını giydirmiş babası… Malum soğuk kış…

Önce dizlerini sıyırdım…

Sonra kalbim daha da güçlü atarken…

Kollarını sıyırdım…

Tertemiz…

Kanayan, kabaran, kıpkırmızı egzemadan eser yok!

Öptüm, kokladım o eklemleri…

Şükrettim saatlerce…

Sevgilime sarıldım!

Anneme sarıldım!

Hoplaya zıplaya kutladım bu iyileşmeyi!

‘Recall Healing’de iyileşmenin her bir yüzdesini mutlaka kutlayacaksınız’ der Gilbert Renaud. Her bulduğumuz bağlantı ve gözlemlenen her yüzde birlik iyileşme için şükreder ve bu gelişmeyi kutlarız ben ve danışanlarım.

Bilgi her şeyin ilacıdır. Bunu Recall Healing eğitimi sonrasında çok daha iyi anladım. Aslında o kadar hiç birşeyi bilmiyoruz ve o kadar hiç bir şeyin farkında değiliz ki… Hastalığımın sebebini biliyorum diyorsa kişi ve hala o hastalık varsa sisteminde, aslında hiç bir şey bilmiyordur! Çünkü anlarsak, gerçekten fark edersek, bağlantıyı kurarsak, isimlendirir ve o tutunduğumuz duyguyu atarsak sistemimizden, o zaman otomotik beynimiz de o hastalığı aynı hızda atar bedenimizden.

Çocuklarda muazzam hızlı çalışan bu sistemi her gün çocuklarıma uygulamaya devam ediyorum. Herhangi bir bağlantı yakaladım mı, hatırladım mı, hemen ruhlarıyla bağlanıp anlatıyorum içimdekini… E malum kim olduklarını anlamaları için, önce kim olmadıklarını öğrenmeleri gerek!

Peki siz? Siz hiç merak ediyor musunuz kim olmadığınızı?

Sevgi ve şükranlarımla,

Pınar Gogulan

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın
Eğitim ve Hizmetlerimiz Hakkında Daha Fazla Bilgi Almak İçin Bizi Arayabilirsiniz: